Özet
Medikal estetikte elimizde pek çok güçlü araç var; ancak bazı durumlar ve bazı hasta grupları var ki, orada benim için Mezoterapi her zaman listenin en başında yer alıyor. Genellikle “tamamlayıcı” bir tedavi gibi algılansa da, aslında belirli problemlerin çözümünde “ilk seçenek” olması gereken yegane yöntemdir.
Peki, hangi hastalarımda Mezoterapiyi bir numaralı tedavi olarak konumlandırıyorum?
Bazı hastalarımız genetik olarak düşük hyalüronik asit seviyesine ve buna bağlı kronik bir cilt kuruluğuna sahiptir. Eğer temel problem cildin nemsizliği ve cansızlığı ise, dışarıdan sürülen hiçbir krem bu derin ihtiyacı karşılayamaz. Bu grup hastalarımda Mezoterapi; cildi neme doyurmak, o mat görünümü silmek ve sağlıklı deri bariyerini yeniden inşa etmek için tartışılamaz bir ilk tercihtir.
Göz çevresindeki koyuluklar, ağız kenarındaki renk değişimleri veya genel leke problemleri… Bu şikayetlerle gelen hastalarımda, yüzün ihtiyacı olan o “canlanmış ve parlak” görünümü yakalamak için tedaviye Mezoterapi ile başlamayı tercih ediyorum. Deri kalitesini iyileştirmeden yapılan diğer işlemler, leke ve renk düzensizliği zemininde istenen o temiz görüntüyü vermez.
Klinikte en çok hassasiyet gösterdiğim gruplardan biri de botoks ve dermal dolgu uygulamalarına mesafeli duran hastalarımızdır. Çevredeki kötü uygulamalar veya doğal olmayan sonuçlar haklı bir çekince yaratabiliyor. Bu hastalarıma hiçbir zaman zorlayıcı bir öneride bulunmuyorum.
Bunun yerine, Mezoterapi ile “yumuşak bir başlangıç” yapıyoruz. Mezoterapi yüzün şeklini değiştirmez, ifadeyi dondurmaz; sadece cildin kendi sağlığını ve ışıltısını geri verir. Bu süreçte cildindeki değişimi ve medikal estetiğin güvenli ellerde ne kadar doğal sonuçlandığını gören hastalarımızla, tedavi yolculuğumuza çok daha güvenli bir şekilde devam edebiliyoruz.
Eğer cildinizde bir değişim istiyor ancak doğal görünümünüzü kaybetmekten çekiniyorsanız, Mezoterapi bu süreçte atılabilecek en doğru ve güvenli adımdır. Amacımız, dışarıdan müdahale edildiği belli olan bir yüz değil, kendi kapasitesini en iyi şekilde kullanan, canlı ve dinlenmiş bir cilt kalitesine ulaşmaktır.
Genetik olarak kuru ve nemsiz ciltlerde, göz ve ağız çevresindeki renk düzensizliklerinde ve botoks ya da dolguya mesafeli olup yumuşak bir başlangıç isteyen kişilerde mezoterapi ilk seçenek olarak tercih edilebilir.
Genetik olarak düşük hyalüronik asit seviyesine bağlı kronik kurulukta dışarıdan sürülen kremler derin nem ihtiyacını karşılayamaz. Mezoterapi cildi neme doyurmayı ve sağlıklı deri bariyerini yeniden inşa etmeyi hedefler.
Hayır. Mezoterapi yüzün şeklini değiştirmez ve ifadeyi dondurmaz; cildin kendi sağlığını ve ışıltısını geri kazanmasına yardımcı olur. Bu yüzden botoks ve dolguya çekinceli kişiler için yumuşak bir başlangıçtır.
Göz çevresi koyulukları, ağız kenarındaki renk değişimleri ve leke sorunlarında tedaviye mezoterapiyle başlanması tercih edilir; deri kalitesi iyileşmeden yapılan diğer işlemler istenen temiz görüntüyü vermez.